Volkan Demirel: “Hayatım boyunca 2010-2011 sezonu şampiyonunun Fenerbahçe olduğunu söyleyeceğim”

Volkan Demirel: “Hayatım boyunca 2010-2011 sezonu şampiyonunun Fenerbahçe olduğunu söyleyeceğim”

Fenerbahçenin Başarılı File bekçisi Volkan Demirel, Fenerbahçe Dergisinin Şubat sayısına röportaj verdi.

Şubat sayısında yer alan röportajın tamamı ise şöyle: 

“-Öncelikle yine yoğun ve tempolu geçen bir sezon arası kamp dönemini takım olarak geride bıraktınız. Bol kondisyon yüklemesi yapıldı. Teknik direktörümüz Ersun Yanal’ın istediği sistem doğrultusunda çalışıldı. Kamp dönemi sonunda takım hakkında bir değerlendirme yapabilir misin?

Ersun Hoca’yla birlikte güzel bir kamp dönemi geçirdik. İlk yarıya baktığımızda; 4 maçımızı kondisyonumuzun uzun süreli olması sayesinde son dakikada bulduğumuz gollerle kazandık. Bu alışkanlığımızı devam ettirmek için kondisyon ve güç anlamında iyi bir kamp dönemi geçirdik. İkinci yarıda da hem bu tarz maçların olacağını hem de rahatlıkla kondisyonumuzu 90 dakikaya yayabileceğimiz bir maç ortamını sağlamak için hocamız gerekli yüklemeler yaptı. Bunun da faydasını sezon ortasındaki maçlarda göreceğimize inanıyoruz. Kimilerine göre bu 4 maçımız şans eseri kazanılmış görünse de, bizler bunun çalışmanın bir karşılığı olarak değerlendiriyoruz ve bundan duyduğumuz hazla da bu çalışma ortamını devam ettirmek istiyoruz.  İkinci yarıda da bu geleneğimizi sürdüreceğimizi düşünüyoruz.

-Antalya kampının iklim ve olanaklar gereği havası farklı oluyor. Antrenmanlar rutinleri dışında çeşitli aktiviteler de oldu. Çoğu kameralara yansısa da yinede takım içinde birlikte yaşadığınız bu zamanlara ait keyif veren notları bizimle paylaşır mısın?

Antalya’nın bizdeki yeri çok farklıdır. 2010-2011sezonu Türkiye Kupası Malatya’ya yenilerek elendiğimiz Türkiye Kupası’nın ardından devre arası kampımızı Antalya’da gerçekleştirmiştik. O kaos ortamının psikolojisinden Antalya’nın güzel atmosferi ve taraftarımızın verdiği muazzam destekle kurtulduk ve bildiğiniz üzere 17’de 16 yaparak şampiyonluğa ulaştık. Antalya’nın hem iklim şartları, hem taraftarlarımız yönünde takım üzerine faydalı olduğunu biliyoruz. Bu seneki kampımız da keyifli, neşeli ve huzur dolu ortamda oldu. Konakladığımız otelde de her türlü imkân seferber edildi. Biz tamamen aile ortamının hüküm sürdüğü bir takımız. Hepimiz bu ailenin bir ferdiyiz. Saha içi ve saha dışı olsun Fenerbahçe’ye yakışır bir şekilde hareket etmenin önemini biliyoruz. Ailenin içinde her zaman huzur ya da mutluluk olmaz sıkıntılar da olacaktır ama Fenerbahçe gibi büyük bir ailede sevinmek de üzülmek de güzel. Bizler her şeyi Fenerbahçe için yapıyoruz. Kameralara yansıyan her şey yapmacıklıktan uzak ve samimi olduğumuzun başlıca göstergeleri. Yansımayan durumlarda da dediğim gibi bir aile fertleri gibi uyum içindeyiz.

-Sezonun ilk yarısını lider kapadık. Takım olarak genel görüş bu puan farkının bir avantaj olduğu ancak ciddiye alınmaması gerektiği yönünde. Her takım kendi planları dahilinde iyi hazırlandı ve kıyasıya bir mücadele, 2. yarı için sizleri bekliyor. Fenerbahçe hedefi olan şampiyonluğa kilitlendi mi? Neler söylersin? 

Puan farkını tamamen unutmuş durumdayız. Bizler, şu anki puan durumunun ne olduğunu önemsemeden önümüzdeki tüm maçlara bakarak hareket edeceğiz. Bizim yapmamız gereken her maçı tek tek düşünerek, kazanmak için oynamak. Sezon sonuna kadar en çok puanla şampiyon olmak istiyoruz. Puan farkı ne olursa olsun sadece hedefimiz olan şampiyonluğa emin adımlarla ilerlemek istiyoruz. Tabii puan farkı bir avantajdır ve bunu da en iyi şekilde kullanmak istiyoruz. Ancak en başta da dediğim gibi puan farkı hiç yokmuş gibi aynı kazanma isteğiyle mücadelemiz devam edecek. Sezon sonunda da bütün Fenerbahçelilerin istediği şampiyonluğa ulaşmak istiyoruz.

-Ara transfer döneminde, rakiplerin aksine, şu ana kadar takıma bir takviye yapılmaya ihtiyaç duyulmadı. Bunu takımın ilk yarıdaki kemikleşmiş yapısını bozmamak olarak değerlendirebilir miyiz?

Rakiplerimiz belli başlı transferler yaptılar ama ben de kendi açımdan baktığımda takımımızın çok iyi bir ivme yakaladığını düşünüyorum. Bunu da en iyi şekilde değerlendirdiğimizi düşünüyorum. Takım içinde her oyuncu önemlidir. Kendi açımdan baktığımda bu nedenle herhangi bir bölgede eksiğimiz olduğunu düşünmüyorum ancak tabii hocamızın görüşleri sonucunda bu yönde bir karar alınır. Bu süreçten sonra da takımımıza katılacak olan arkadaşımız olursa onu da aramıza alarak, Fenerbahçe’nin bir adım daha ileriye gitmesi için ne gerekiyorsa onu yapacağız.

-İlk yarı Fenerbahçe istatistiklerine bakacak olursak; takımımız 13 galibiyet ve 43 golle rakiplerine açık ara bir fark atıyor. Kalemizde de 19 gole geçit vererek Bursaspor ile birlikte 4. ve 5. sırayı paylaşıyoruz. Bu sezon iç saha kadar, 8 dış saha maçının 6’sında da galibiyet alarak önemli puanlar toplandı ve liderlik elde edildi. Geçen sezonlara bakacak olursak bu farklılığı nasıl açıklarsın?

Geçen seneye oranla biraz daha ileriye dönük ve akıcı bir futbol oynuyoruz. Bu da attığımız gol sayısını fazlalaştırıyor ancak yediğimiz gol sayısında da bir artış olabiliyor. Tabii benim kaleci olarak görevim o yenilen gol sayısını en aşağıya çekmek ve ben de bunun için elimden geleni yapmaya özen gösteriyorum. Bizim amacımız atabildiğimiz kadar gol atıp, bütün maçları kazanmak. Bunun için de elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyoruz. Geçen sezon daha çok pasa dayalı bir oyunumuz vardı, bu sezon ise biraz daha ileriye dönük, hücumu düşünen ve gol bölgelerinde çok adamla mücadele eden bir takımız. Bu da attığımız gol sayısındaki fazlalığı gösteriyor.

-Geçmiş dönemde omzundan bir sakatlık yaşamıştın. Sağlık durumunla ilgili olarak son kontroller ışığında o bölgede durumun nasıl?

Geçen sezon omzunla ilgili bir sakatlığım olmuştu ama bu sakatlığın bir benzerini de 9-10 yıl önce de yaşamıştım. O zaman nasıl davrandıysam yine aynı şekilde davranarak sağlık durumumu her geçen gün daha iyiye götürmeye çalışıyorum. Omzumun durumu çok iyi, sağlık anlamında herhangi bir sıkıntı çekmiyorum.

-Ve tabiî ki takımın kaptanı olarak son yaşanılan süreci de değerlendirmeni isteyeceğiz, Volkan. Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin Başkanımız Aziz Yıldırım ve diğer yöneticilerimiz hakkında verilen kararı onamasının ardından yaşanılacak hukuki, adli ve cezai bir süreç var. 16 yıldır Kulübümüzün Başkanlık makamını üst düzeyde bir başarıyla yürüten ve sadece Fenerbahçe değil, Türk sporuna birçok katma değer sağlayan Aziz Yıldırım için kurulan ve Başkanımızın da bir kumpas olarak nitelendirdiği bu durumla ilgili olarak senin ve takım arkadaşlarının ortak görüşleri ne yöndedir?

Bizler her zaman bunların dışında kalmak istiyoruz. Çünkü bizim işimiz futbol ve sahada kalmak istiyoruz. 2010-2011 sezonunda elde ettiğimiz şampiyonluğun alnımızın akıyla alındığının ve annemizin ak sütü gibi helal olduğunu bildiğimiz için tabiî ki bu tarz kararlarda ben açıkçası üzülüyorum. Bunun da nedeni verdiğimiz emeğin karşılığının bu olmaması gerektiği. Biz futbolcular olarak her şeyi biliyoruz. Bana sorsanız o sezonki 34 maçın hikâyesini, ben sizlere saatlerce her maçı tek tek ele alarak anlatabilirim. Her maçı bileğimizin hakkıyla kazandık, bunun neticesinde de her zaman doğru bildiğimiz şeyin arkasından gidiyoruz. Aynı zamanda özel yaşantımda da doğru bildiğim şeyi yapmaya önem veriyorum. Her zaman doğrunun yanında olduğum için ben Başkanımız Aziz Yıldırım’ın da doğru konuştuğunu biliyorum. Başkanımız dik durduğu müddetçe bizler de arkasındayız. 2010-2011 sezonu şampiyonluğunun da sonuna kadar arkasındayız. Bu kupayı bizden almaya çalışanlara da bu kupayı vermeyeceğiz. Onlar bir takım söylem ve konuşmalarla bu şampiyonluğu dile getirebilirler ama bizler o kupayı kaldırmış bir takımız. Ne yaptığımızı, nasıl mücadele ettiğimizi de futboldan anlayan ve futbol cahili olmayan insan bilir. O yüzden de biz, bu şampiyonluğun doğru olduğunu ve bu doğrunun arkasında sonuna kadar duracağımızı her defasında söyleyeceğiz. Hayatım boyunca da 2010-2011 sezonunun şampiyonunun Fenerbahçe olduğunu söyleyeceğim.

– 3 Temmuz sürecinde olduğu gibi camiamız yine bu kararın açıklanmasının ilk anından itibaren yerli yerinde ve istikrarla büyüyen bir kenetlenmenin içine girdi. Bu birlik / beraberlik atmosferi aslında sizlerin de sorumluluk aldığı psikolojik bir mücadeleye de dönüşüyor. Bu ruh halinin 2. yarıdaki performansınıza etkisi ne düzeyde olacaktır? 

3 Temmuz’da biz Fenerbahçe olarak çok iyi bir duruş sergiledik. Fenerbahçelilik duruşunun 3 Temmuz’dan önce bir göstergesi vardı ama bu süreç içinde Fenerbahçelilik duruşu daha da büyüdü. Adeta bir yumruk gibi sağlam bir duruma geldi. Bizler de 3 Temmuz sürecinde olduğu gibi Yargıtay’ın almış olduğu bu son kararın ardından birlik ve beraberliğimizi bozmadan Fenerbahçelilik duruşunu bir kez daha göstereceğiz. Bizler, içinde bulunduğumuz bu zor durumu da atlatacağımızı düşünüyoruz. Evet, 3 Temmuz sürecindeki ilk günlerde psikolojik olarak etkilendik ama artık bu sıkıntıları aştık diyebilirim. Çünkü zorluklar olmadan bir yerlere gelemezsiniz. Bu zorluğa rağmen dik durup doğru bildiğimiz şey için mücadelemiz devam edecek. 3 Temmuz sürecinde ‘Acaba yaptılar mı?’ diye şüphe edenleri şu an şüphe duyduğuna inanmıyorum. Herkes 2010-2011 sezonundaki şampiyonluğumuzun haklılığına inanıyor. Bunu diğer takımların taraftarları da söylüyor. Bizler geçmişte yaptığımız gibi yine saha içinde elimizden geldiğince maç kazanarak, kupalar kaldırarak yine Fenerbahçelilik yaşantımızı devam ettireceğiz. Biz futbolcular olarak elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışacağız.

-Tüm bu sıkıntılı sürecin ötesinde, sen aslında apayrı bir heyecan yaşıyorsun. Her ne kadar yakın çevrendeki arkadaşlarının çocuklarıyla olan içten ve babacan tavrını bilsek de gerçekten eşinle birlikte anne / baba olacaksınız. Dünya’nın en zorlu ama en güzel statüsü bu olsa gerek. Eşinle birlikte yaşadığınız 9 aylık süreci, hazırlıklarınızı ve bebeğinize koyacağınız ismi bizimle paylaşır mısın?

Evet, bu sıkıntılı sürece rağmen benim de bir heyecanım var. Bu heyecanı da ailecek yaşıyoruz. İlk defa baba olacağım için çok heyecanlıyım. Zaten çocuklara karşı ilgim fazlasıyla var ve bunu da beni yakından tanıyan insanlar bilir. Yakın bir zamanda da kızım doğacak ve inşallah kızıma sağlıklı bir şekilde kavuşmamı Allah nasip edecek. Bunun da sevgisi, heyecanı ve beklentisi çok fazla. Eşimle birlikte 9 aylık süreç iyi geçti. Hamilelik süreci zor geçer derler diye bilirdim ama hiç öyle olmadı. Eşim çok rahat bir 9 ay geçirdi. Annelik çok kutsal bir şey. Herkesin çocuğunu da Allah bağışlasın. Çocuğumuz adını da Yade koyacağız. Bu da eşim ve benim uzun süre düşünüp kadar verdiğimiz bir isim.

Kategoriler
Popüler Konular
turk porno ankara escort antalya escort afyon escort elazig escort canakkale escort izmir escort konya escort gaziantep escort izmit escort