Turgut Çelik Kongre, Yıldırım’a “Devam”; Aydınlara, “Dur hele…” dedi.

Turgut Çelik Kongre, Yıldırım’a “Devam”; Aydınlara, “Dur hele…” dedi.

Turgut Çelik
Fenerbahçe, niye Olağanüstü Kongre’ye gitti?

Kongre zorunluydu; çünkü üyelikten çıkartılan bir kişi, mahkemeden kongre kararı çıkartmıştı.

Gerekçe?

Aziz Yıldırım, İlhan Ekşioğlu ve Şekip Mosturoğlu’nun “kötü şöhret” sahibi olup olmadığının kongrede karara bağlanması…

Sonrası?

Kongre, oybirliğiyle “kötü şöhret” olamayacağı kararını verdi.

Sahada, kongrede elde edilemeyenler, mahkeme kapılarında elde edilmek isteniyor.

Ne acı!..

Sırf Aziz Yıldırım’dan kurtulmak için, Fenerbahçe mahkemeler yoluyla yıpratılırken, bundan medet ummak, “takım sevgisi”, “takıma bağlılık”la, ne yazık ki, açıklanamazdı.

Kongre üyeleri, ortaya çıkan durumu “fırsata çevirmek” isteyenlere “fırsat” vermedi; Aziz Yıldırım ve arkadaşlarını akladı. Zaten önemli olan da budur.

Kongre, Aziz Yıldırım, sadece Mehmet Ali Aydınlar’ı değil, Aziz Yıldırım üzerinden Fenerbahçe’yi vurmak/ teslim almak isteyen bütün güçlere de iletin “mesaj” açıktı:

Aziz Yıldırım’ın arkasındayız, Fenerbahçe “temiz”, seçimi kazanmanın yeri kongrelerdir.

(İşin garip tarafı, genel seçimler için “sandık”ı kutsayanlar, sadece kendilerden olan “seçilmiş”i baş üstünde tutanlar, “seçen”e ve “seçilen”e saygı duyulması gerektiğini, nedense, Fenerbahçe için unutuyorlar.)

*****

Kimileri öyle bir hava yarattı ki, Aziz Yıldırım’ı savunmak, “kusur” sayıldı. Bunu yaparken “devletin polisi”, “mahkeme”, UEFA kutsandı. Aleyhte, kaynağı şu ya da bu olan, adına belge denen her şey, tartışmasız kabul edildi.

“Olan”lar karşısında Aziz Yıldırım’ın niye, hangi gerekçelerle savulduğu göz ardı edildi. Bir başka başkanın, ağzına geleni söylemesi, hakaret etmesi “delikanlılık” diye sunulmasına karşın, Aziz Yıldırım’ın, Fenerbahçe için gösterdiği “kararlı”, yerine göre sert tavrı/ üslubu “suç” sayıldı.

“Olan”ları gören, “dönen”leri sezenler, Aziz Yıldırım’ın “kişiliği”ni değil de, “kimliği”ni göz önünde tuttular. “Kimlik”, savunulmaya değer görüldüğü için de, “kişilik” de “tutarlılık”la bütünleşti.

Ve resmi sözü kongre üyeleri söyledi.

Mahkeme kararının zorunlu kıldığı bu olağanüstü seçimde üyelerin neyi oylayacakları belliydi:

Fenerbahçe, ya mahkum edilecek ya da aklanacak/tı. Çünkü taraflar, 3 Temmmuz sürecinde de taraftı. Seçimin “tema”sı, “unutturmak”, “unutturmamak” üzerine kuruluydu. İlkinden yola çıkanlar, oy hakkı olan ve Ülker Arena’ya koşan taraftarın kimden/ neyden yana olduklarını, kendilerine niye karşı çıktıklarını gördüler.

Ve görüldü ki, medya gücüyle kongre kazanılmıyor.

Ama iki kazanan vardı:

Aziz Yıldırım, “kongre”de; Mehmet Ai Aydınlar, “medya”da kazandı!..

Sonuç?

Kongre, Yıldırım’a “Devam”; Aydınlara, “Dur hele…” dedi.

Zorunlu Olağanüstü Kongre, Aziz Yıldırım’ı güçlendirdi.

*****

Medya aracılığıyla yapılan “beyin yıkama”, arkamız çok güçlü havası, yerel ya da genel seçim havasındaki çalışmalar, işe yaramadı. Yarayamazdı zaten; çünkü kongre üyeleri “sıradan seçmen” değildi.

“Sessiz çoğunluk” söylemine sığınanlar ciddi ciddi dedi ki:

“Biz kazanacağız, yüzde 60 alacağız.”

“4000 oyumuz garanti..”

Niye böyle oluyor?

Huyumuzdan… Öyle bir huy ki, iliklerimize kadar işlemiş…

(Kimi parti sözcüklerin “İktidar olacağız”, taraftarlarının da “Başbakan bilmem kim” diye alkış tutması, kümede kalma mücadelesi veren takımların maçlarında “fanatik” taraftarların “takım sevgisi”ni dile getirmek için “Şampiyon, bilmem ne” diye bağırması…

Ne tuhaf, değil mi?)

*****

Aziz Yıldırım’ın deyişiyle, “Gerçek Fenerbahçe’nin gerçek sahipleri” Aziz Yıldırım’ı akladılar.

(Kullanılan oy: 9380
Geçersiz oy: 176
Aziz Yıldırım: 6821
Mehmet Ali Aydınlar: 2383)

Aziz Yıldırım, 3 Temmuz süreciyle başlayan olumsuzlara tepki gösteren taraftarına/ üyelere güvendi; Mehmet Ali Aydınlar neye güvendi?

Bundan sonra düşünme sırası hem Aziz Yıldırım’da, hem de Mehmet Ali Aydınlar’da…

Aydınlar, Aziz Yıldırım için, “sağlığı ve ailesi için bırakması iyi olacak” demişti. Bundan sonra kendisi, “sağlığı, ailesi” ve “işi” için Fenerbahçe’ye başkan olmak hayalinin peşini bırakır mı?

Günlerdir gözlemlenenler; bütün parlatmalara karşın, 3 Temmuz’la ilişkisi düşünülenlerin Aziz Yıldırım’ın karşısında yenilgiye uğrayacakları yönündendi.

Ve şu anlaşıldı:

3 Temmuz’la olumsuz yönde anılan/lar, bu üyelerden seçilmeyi gerekitirecek oyu alamazlar. Bu bakımdan ya Aziz Yıldırım, Yargıtay’dan çıkacak kararla başkanlıktan olacak, ya kendiliğinden gidecek ya da karşısına 3 Temmuz sürecine karşı olan “güçlü” biri çıkacak.

Yoksa, hele de başarılar gelirse, Aziz Yıldırım, istemese de seçilir. Çünkü Aziz Yıldırım, başkan değil, “lider” olduğunu gösterdi.

Söz söz/ler, Aziz Yıldırım’ın “teşekkür konuşması”dan olsun:

“Olağanüstü kongredeki amaç, Fenerbahçe’nin 3 Temmuz’dan bu yana yaşadıklarının hesaplaşmasıydı. (…) Fenerbahçe’ye ihanet edenlerle Fenerbahçe için gerektiğinde hapse gidenler, ‘Darağacında olsak da son sözüm Fenerbahçe’ diyenlerin mücadelesiydi bugün.

Fenerbahçe’nin 2011 yılında şampiyon olduğu zaman, Fenerbahçe-Ankaragücü maçında Trabzon’a çalışanların, karşı listede olduğu bir mücadele yaşadık bugün. (…) Onlar, Fenerbahçeli değil, günlük yaşayan insanlardı. Biz, hepimiz, Fenerbahçe için varız. Biz, hepimiz, Fenerbahçe’nin neferleriyiz. Biz, çocuklarımıza, bizden sonra geleceklere bu Fenerbahçe’yi Cumhuriyet ilkeleri doğrultusunda teslim edeceğiz. Bunun dışında bizden hiç kimse bir şey beklemesin.”

Kategoriler
Popüler Konular
turk porno ankara escort antalya escort ankara escort antalya escort antalya escort izmir escort konya escort gaziantep escort izmit escort