Kararı Yargıtay bozar-UEFA’dan ceza gelmez

Kararı Yargıtay bozar-UEFA’dan ceza gelmez


UEFA Genel Sekreteri İnfantino’nun; “A.Yıldırım ve arkadaşlarına mahkumiyet kararı çıkması” sonrası yaptığı açıklamalar kapsamında tekrar gündeme gelen “F.Bahçe’nin UEFA”dan ceza alıp almayacağı” konusunu, bir kez daha, İst.16. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararı ışığında ve ayrıntılı olarak irdeleyelim..

Şike davasının en başından beri “Tapelere dayanarak mahkumiyet kararı kurulamayacağını ve sanıkların beraat etmesi gerektiğini” iddia eden bir kişi olarak, UEFA’nın da Fener’e 16.Ağır Ceza Mahkemesinin Kararını esas alarak CEZA VEREMEYECEĞİNİ, ayrıca bu kararın Yargıtay’dan döneceğini söyleyebiliriz. Her ne kadar Mahkeme gerekçeli kararını henüz açıklamamış olsa bile; yargılama safhasında Savcılık İddianamesi vesanıkların savunmaları doğrultusunda, kararın ağırlıklı olarak telefon tapelerine dayanılarak alındığını söyleyebiliriz.

İşte bu noktada; bir kez daha alıtını çizelim ki, salt TELEFON TAPELERİNE dayanılarak mahkumiyet kararı tesis edilemez.. İşte hukuki gerekçeler:

1-Telefon dinleme kayıtlarının tek başlarına kesin delil niteliğinde olmadıkları, “suçun telefonda ikrar edilmesi halinde” bile, (Kayseri 2.Ağır Ceza Mahkemesinin “YARGITAY’CA ONANARAK” kesinleşen kararında da belirtildiği üzere) “mahkumiyet için tek başına yeterli olmadığı ve sadece telefon dinleme kaydına dayanılarak ceza verilemeyeceği” hususu tartışmasızdır.

1-Kayseri 2.Ağır Ceza mahkemesinin 16.03.2007 tarih ve 206/290 E. 2007/85 K. sayılı kesinleşen kararında:

“CMK 135.madde de belirtilen “katalog suçlarda” koşulların varlığı halinde, sanıkların telekomünikasyon yolu ile iletişiminin tespit edilebileceği bilinmektedir..

Bir ikrarın sanık aleyhine delil olabilmesi için ise:

a)CMK gereğince hakim veya C.savcısı huzurunda veya müdafiinin hazır bulunduğu kollukta yapılması, sonrasında

b)Mahkeme aşamasında geri alınmaması

c)Hepsinden önemlisi yan delillerde de doğrulanması gerekir..” şeklinde tespit ve değerlendirme yapılmıştır.

2-Kaldı ki; tek başına ikrarın, yani sanığın suç işlediğini kabul etmesinin dahi, “mahkumiyet için yeterli olmadığı” Yargıtay Ceza Genel kurulunun 10.12.1990 tarih ve 1990/6-257 esas, 1990/335 sayılı kararında çok net olarak belirtilmiştir.

3-Yargıtay kararlarında “ses ve görüntü kayıtlarının tek başlarına delil olmayacağı, güvenilirliğinin kuşkulu olduğu ve ancak diğer deliller ile desteklenmeleri halinde hükme dayanak oluşturabilecekleri vurgulanmıştır.”

4-Yine Yargıtay’ın yerleşik kararlarında; CMK nın 135/6.maddesinde yer alan ve telefon dinlemesi yapılabilecek suçların yer aldığı katalog suçlarda bulunmayan bir suç nedeni ile, önce terör suçu gibi “katalogda yer alan” suçlardan soruşturma yapılacak izlenimi verilerek, buna göre dinleme karanın verilmesinin KANUNA KARŞI HİLE yoluna gitmek olduğu hususu, vurgulanmaktadır. Bu noktada çok önemli bir hukuki tartışma karşımıza çıkmaktadır.. Olgun Peker ve arkadaşları hakkında “Silahlı-Organize Suç Örgütü” şüphesi ile dinleme kararı alan Özel Yetkili Savcılık; A.Yıldırım’ın Peker’le yaptığı bir görüşmenin dinlemeye takılması sonucu, bu defa mahkemeden “telefon dinleme” kararını, “Çıkar amaçlı suç örgütü kurmak” şüphesiyle Yıldırım ve arkadaşları için de almıştır..

…..devamı yarın

Kategoriler
Popüler Konular
turk porno ankara escort antalya escort afyon escort elazig escort canakkale escort izmir escort konya escort gaziantep escort izmit escort