Gerçeklerin, Türkiye’de Ortaya Çıkma Gibi Bir Huyu Yok

Gerçeklerin, Türkiye’de Ortaya Çıkma Gibi Bir Huyu Yok

Bir spor sitesinde bu yazıyı yazacak olmak bana ne kadar acı verse de esas acıyı çekmesi gerekenleri söylemeyi kendime bir borç biliyorum.

Sporu seven milyonlarca insanın duygularıyla oynayanlar umarım bu yazıyı okurlar ve üzerilerine alınıp (yürekleri varsa) aynaya bakarlar. Bir spor sitesine yakışmadığını düşündüğüm yazıma başlıyorum.

Tarih 27 Ocak 2014… Fenerbahçe kendi sahasında Konyaspor’u zorda olsa yenip puan farkını 10′a çıkartır. Şu ana kadar garip bir durum yoktur. Olaylar garipleşmeye yayıncı kuruluş olan Ligtv’nin Pazartesi Gecesi Futbolu isimli programında başlamıştır. Fenerbahçe’nin ne kadar zorlandığını anlatan Şansal Büyüka cümlesini şu sözlerle bitirir: “Fenerbahçe’nin önünde çok zorlu iki deplasman var ve bu iki deplasman sonrası lig kopma noktasına gelebilir.”. Bu cümlede ne var diye sorabilirsiniz ve belkide haklısınızdır da ancak yaşadığımız ülkenin içinde bulunduğu kirli tabloyu, değerinden kat kat fazlası para ödenilen ligimizi düşündüğümüzde , bu parayı ödeyenlerin ürünlerini satmak adına sürekli bir heyecana muhtaç olduklarını da göz önünde bulundurmanızı tavsiye ederim. Futbolun içinde heyecan var oldukça ve bu heyecan katlandıkça bazı ceplere dolmaya devam edecek. Dün gece yine Şansal Büyüka’nın programını izledim ve programla ilgili yorum yapmayacağım. Tek bir temennim var; Allah, Şansal Bey’in neşesini daim etsin.

İşin gözlem tarafını geçelim. Dün Fenerbahçe’ye milyonların gözü önünde operasyon yapıldı. Maçın hakem ekibi tarafından kimin kazanması gerektiği önceden belirlenmişti ve misyonlarını yerine getirdiler. Açık ve net söylüyorum, dün ki maçta hakemin hata yaptığını söyleyen her birey en hafif tabiriyle karakter yoksunudur. Dün 15 milyon insanın duygularıyla kasıtlı bir şekilde oynanmıştır. Hata yapılmadı operasyon yapıldı. Ben sıradan bir Fenerbahçe taraftarı olarak bu konuda kendi çapımda tepkimi koyabiliyorken, Fenerbahçe’yi yönetenlerin hiçbir şey olmamış gibi davranmasını hazmedemiyorum . 9 Şubat 2014 tarihinde Fenerbahçeli milyonlarca insanın ruh sağlığıyla kasıtlı bir şekilde oynayan Yunus Yıldırım ve Murat Türker isimli iki hakem bir daha halı sahada bile maç yönetirlerse bu kulübümüzün tarihindeki en büyük leke olarak kalacaktır.

Yunus Yıldırım ve Murat Türker, bu iki isimde Manisa Bölgesi hakemi ve ikisi de eğitimci(!). Bu iki eğitimcinin çocuklarımızı ne anlamda eğitebileceği konusuna girmek istemiyorum. Ancak bunun dışında mağdur edilmiş bir Fenerbahçeli olarak kendilerinden hesap sorma hakkımın olduğuna inanıyorum ki bu kesinlikle hukuki çerçeveler içinde olmalıdır. Hukuktan falan anlayan biri değilim ama malumunuz her Fenerbahçeli son üç yılda bu konuda kendince bir şeyler kaptı. Hayali iddialarla, varsayımlarla suçlandık, her taraftan ceza aldık. Kısacası üç yıldır ölüp ölüp diriliyoruz. Bunları yaşayan insanlar olarak Yunus Yıldırım ve Murat Türker’in son bir hafta içerisinde yedi sülalelerinin yaptıkları her konuşmayı, bulundukları her ortamı ve en önemlisi de banka hesap hareketlerinin incelenmesini talep etmemizde bir sakınca görmüyorum. Eğer bu ülkede az da olsa bir adalet kırıntısı kaldıysa bahsettiğim şeylerin yapılması gerekmektedir. Eğer yapılmıyorsa söylenecek söz kalmamıştır. Adaletimiz, milyonlarca insanın hakkını gasp etmeye teşvik etmiş demektir. Adaletin de teşviğiyle milyonlarca insanın hakkını kasıtlı bir şekilde gasp edenlerin, kasıtlı bir şekilde katliam yapan Adolf Hitler’den benim gözümde farkı yoktur. İşin adalet kısmına hiç inancım olmadığı için açıkçası olacakları fazla da umursamıyorum. “Burası Türkiye” der, geçeriz.

Tam 10 puan öndeydik ama hiç birimiz rahat değildik. Bu rahatsızlığın sebebi takımımıza güvensizlik değildi ya da rakiplerden de korkmuyorduk. Korkularımız ve endişelerimiz çok farklıydı. Ben yaşımın yettiği, aklımın erdiği dönemlerde Selçuk Dereli’yi, kaleci Souleymanou’yu gördüm. Benden büyükler Vahap Beyaz’ı gördü, 96-2000 arasını gördü. Galatasaray camiası gözümüzün içine soka soka defalarca hakkımız gasp etti ve yanına kar kaldı. İşin kötüsü utanmadan sıkılmadan ahlak dersi verdiler. Bu kirli zaferlerle büyümüş Galatasaraylı şımarık bir nesil çıktı karşımıza. Yüzümüze bakarak “temiz” kelimesini kullanabildiler. Hepimiz biliyorduk neyin ne olduğunu ama çok korunaklı kılıfları oldu her zaman. Son dakikalarda şampiyonluklar kaybettik,acılar çektik ve şimdi bu şımarık topluluk yüzümüze bakıp “temiz” kelimesini kullanıyor. Biz bunları da bir şekilde göğüslüyoruz ancak içimiz rahat değil. 20 puan önde olsak ne fark edecek? Hepimiz bilmiyor muyuz karşımızdaki rakibi? Katillerin, hırsızların sözünün geçtiği ülke de varsın Galatasaray temiz olsun biz şikeci olalım. Gerçeklerin, Türkiye’de ortaya çıkma gibi bir huyu yok ne yazık ki!

Son sözüm Fenerbahçe’yi yönetenlere; ya bugün konuşun ya da lütfen bize daha fazla zarar vermeden koltuklarınızı bırakın. Bizim artık ılımlı politikalara ihtiyacımız yok, Fenerbahçe hakları için sonuna kadar savaşabilecek insanlara ihtiyacımız var.

 

BERK BAŞAR

Kategoriler
Popüler Konular
turk porno ankara escort antalya escort ankara escort antalya escort antalya escort izmir escort konya escort gaziantep escort izmit escort