Fenerbahçe’nin CEO’su var; Geleceği de…

Fenerbahçe’nin CEO’su var; Geleceği de…

 Fenerbahçenin CEOsu var; Geleceği de...Futbol, sınırları çok önceden kaldırmış ilginç bir yapı. İmparatorluğu ne sınır tanır, ne engel. Üstelik dünyada en sevilen imparatorluktur muhtemelen.

İnsanların bir imparatorluğa ait olmaktan keyif aldığı pek görülmemiştir. Futbolda ise tam tersi söz konusudur. Tipik Britanya sporu, dünyanın sevdası haline gelmiştir. Dünya üzerinde 3,5 milyardan fazla tüketicisi olan kaç ürün biliyorsunuz?

Türk kulüpleri henüz yeni yeni akıl etmeye başladılar ürünün potansiyelini. Hatta çoğu, hala tam manasıyla idrak etmiş değiller. Fenerbahçe ise, bir süre önce dev bir adım atarak ‘CEO’ kelimesini markasının tam ortasına yerleştirdi. Hakkı Hasan Yılmaz, özgeçmişi kuvvetli, kendinden ve işinden emin, saygın bir yönetici. Geçtiğimiz günlerde, kendisine birtakım sorular sorma şansı elde ettim.

Futbol ve CEO  kavramı, kulağımıza yabancı geliyor henüz. Duruma alışamadığımızı her hareketimizden belli ediyoruz zaten. Sohbetimize bu ‘derin’ eksikliğimizi anlatarak başlatıyorum. Ancak, H.Hasan Yılmaz da pek sevmiyor CEO  kelimesini.

“CEO lafını pek sevmiyorum. Kelime işin gırgır kısmı. Yoksa, bizim hayatımız böyle geçti.”

Manchester United’ın dergisi sadece Tayland’da 15 bin kişiye ulaşması; çok uluslu şirket fonksiyonundaki futbol kulüplerinin kar marjı için en güzel örneklerdendir. Ya da, Real Madrid kulübünün televizyon kanalının 40 ülkede izlenmesi  Pazar genişlemesi adına ciddi ipuçları verebilir. Ama yine de emin olamıyoruz; futbol kulüpleri gerçekten CEO’ya ihtiyaç duyar mı?

“Fenerbahçe’nin herhangi bir holdingten hiçbir farkı yok. Bünyesinde 9 anonim, 1 limited olmak üzere 10 şirket var. Futbol kulüplerinin diğer şirketlerden tek farkı, ‘Son dakikada gol kaçtı mı, kaçmadı mı? Top direkten içeri girdi mi, girmedi mi?’ Hepimiz ya mahvoluyoruz, ya da ayağa kalkıyoruz. Pazartesi günü, ya mutlu oluyorsun, ya mutsuz.”

Kulüplerin, kişilerden koparılması ve özgür bir biçimde rekabet etmesi paradoks olabilir. Ama bir yandan da Simon Cuper’in dediği gibi ‘Futbol kulüpleri zombi gibidirler, asla ölmezler’ H.Hasan Yılmaz yine  de planlamanın önemine dikkat çekiyor.

“Fenerbahçe’yi önümüzdeki yıllara nasıl taşırız, nasıl bir düzen kurmalıyız, onun üzerine çalışıyoruz. Kulübü, kişilerden, eski dönemlerde olduğu gibi başkanlara bağımlı halden çıkaracak bir altyapı kurulması ve yönetilmesi için çalışıyoruz. Bu kulübün gelirleri, giderleri var, kar etmesi lazım. Ayrıca sporda da öncülük şart. Olimpiyatlara sporcular göndermek gerek. Bu saydıklarımın tamamını yöneticilerden beklemek onlara çok büyük haksızlık.”

Bir gerçek var katılmamak mümkün değil. Spor kulüpleri mali açıdan güçlü olmalı ve bunları sportif başarıya dönüştürmeli. Tabii, sportif başarıyı da tekrar mali bir güç olarak kullanmak temel bir zaruriyet. Ancak, tüm bunlara rağmen taraftar şovenizm taşımayan bu çalışma stilini anlayabilecek ya da bu durumdan memnun kalacak mı? Fenerbahçe’nin CEO’sunun tavrı net olacak gibi ama önce bir espriyile durumu özetliyor.

“Birisi tweet atmış geçenlerde. CEO alacağınıza, oyuncu alın diye. Hiç fena bir fikir değil” (Gülüyor)

Durumun farkında H.Hasan Yılmaz, ama başa, şoven kısma geri dönecek olursak:

“Beni hiçbir zaman havalimanında futbolcu getirirken, forma öptürürken göremeyeceksiniz. Bunlar benim işim değil, ilgi alanıma da girmiyor. Benim işim dürüst şirket yönetmek, temiz şirket yönetmek.”

Sayın Yılmaz’ın söylediklerinin aksini yapan CEO’lar da var elbet. Hangisi daha çok tutulur veya verimlilik getirir zaman gösterir. Amerikan egemenliğinin dışında kalan tek kürselleşme olgusu futbol, derin bir hürmeti hak ediyor. Onu yönetmeyi başaracak CEO’ lar da elbet.

 

Kaynak:Herşeyspor

Kategoriler
Popüler Konular
turk porno ankara escort antalya escort ankara escort antalya escort antalya escort izmir escort konya escort gaziantep escort izmit escort