Fenerbahçe Yardımcı Teknik Direktörü İsmail Kartal, Lig Radyo’da özel açıklamalarda bulundu.

Fenerbahçe Yardımcı Teknik Direktörü İsmail Kartal, Lig Radyo’da özel açıklamalarda bulundu.

Fenerbahçe Yardımcı Teknik Direktörü İsmail Kartal, Lig Radyo’da Fenerbahçe Saati’ne özel açıklamalarda bulundu.

Sahadaki İsmail Kartal ile şimdiki İsmail Kartal arasında bir fark var. Sahada en sert görünendiniz ama burada şimdi müthiş bir iç huzurunuz var. Hep mi böyleydiniz yoksa zamanla mı böyle oldunuz?

Genelde böyleyimdir. Ama sahaya çıktığımda Fenerbahçeli olmam dolayısıyla hırslı oynardım ama bu hırsım oyun kuralları içerisinde topaydı, yani rakibe karşı bir kastım olmazdı. Mesela arkadaşlarım bana takılırdı antrenman biterdi ben sakin sakin otururdum, orada beklerdim. En geç antrenmandan ben çıkardım, tesislere ilk ben gelirdim, kendisini dinlendirmesini bilen bir oyuncuydum. Yeri geldiğinde kendimi moralimi bozacak veya sinirlendirecek ortamlardan uzaklaştırmasını biliyorum.

Kariyerinizde önemli şampiyonluklar var. Ve Fenerbahçe tarihinde attığınız önemli penaltılar var. Daha çok sağ üst 90’a vuruyordunuz. Özellikle 1988-1989 sezonunda Bursaspor’a atmış olduğunuz bir penaltı var. O zaman da topun başına geçtiğinizde böyle sakin miydiniz ?

Genelde penaltıları ben atıyordum. Ama bazen skor olarak rahat olduğumuz durumlarda Aykut gol krallığına giderken aramızda konuşuyorduk, Aykut atıyordu. Ama zorluk derecesi yüksek ya da 0-0 giden maçlarda arkadaşlar bana attırıyorlardı. Bursaspor maçında da penaltı oldu herkes bana döndü, bana bakıyor. Ben de “ben mi?” dedim çünkü çok zor bir andı. 86. Dakikaydı herkes Oğuz, Aykut, Rıdvan beni teşvik ediyorlardı hani “bugüne kadar attın yine atarsın haydi aslanım” diye. O penaltım her zamanki gibi olmadı, topu penaltı noktasına diktiğimde çok heyecanlandım, bildiğim bütün duaları ettim. Topa vurdum bu sefer ters tarafa vurdum. Çünkü kaleci Eser’di Milli Takım’dan da arkadaşımdı, aralarında konuştular yine sağ tarafa atacak diye, orada konsantrasyon biraz bozulmuştu. Ben de kalecinin soluna vurdum, topa baktım ağlara doğru gidiyor, ben de arkamı döndüm o an saha karıştı zaten yedek kulübesi, arkadaşlarım, hocalar hepsi üzerimde… Gol oldu, seyirciler sahaya indi, şampiyon olduk zaten o yıl.

Vesilenovic ile 2 şampiyonluk yaşadınız. Son yıl olamayınca gitti. Eğer gitmeseydi o zamanlardan istikrarı yakalasaydık daha ileri bir başarı gelir miydi ?

O kadroda bir yabancı Schumaer vardı. Hatta biz o kadro ile günümüzün takımını Aykut Hoca döneminde kıyaslıyordum o günün 11’i ile bugünün 11’i karşılaşsa ne olurdu diye konuşuyorduk. Aykut Hoca da bana sorardı. Ben de kendimi Gökhan Gönül ile kıyaslıyordum. Bizim o yılki takımımızın teknik kapasitesi daha yüksekti ama şimdiki kadronun fizik kalitesi daha üstte. İlk devre biz 3-1 önde bitirirdik ama 2. devre bugünün takımı bizi 4-3 yada 5-3 yenerdi diyordum Aykut Hoca’ya.  Vesilenovic oyuncusuna çok inanan bir hocaydı. Oyun içerisinde taktiksel değişiklikler yapabilen oyuna müdahale edebilen bir antrenördü. Antrenmanlar da bizi fazla ezmezdi antrenmanları zevkli geçerdi. İnandığı oyuncular vardı. O oyuncuları çok iyi motive ederdi. Bizim o günkü şartlarda takım içerisindeki arkadaşlık çok iyiydi.

7-1 lik bir maç vardı 3 kırmızı kartın olduğu 1 tanesi de sizdiniz. O maçta neler oldu ?

O maçta Portekizli hakem maç öncesinde geldi ayakkabılarımızı kontrol etti filan çok kibirli hareketleri vardı. Bizi soyunma odasında ezmişti. Kramponları değiştirdi, vidaları değiştirdi. Maç başladı çok ağır bir saha vardı o maçla ilgili çok da spekülasyonlar olmuştu. Balçık gibi bir sahada oynuyorduk. Rakip bana çok sert bir müdahalede bulundu, ben de hakeme ayağımı gösterdim, hocam bakın diye. O da yine aynı kibirli hareketler ile saha içerisinde bizi küçük görerek, ezerek bir şey olmaz sen işini yap gibisinden tavırları vardı. Bunlar sürekli olmaya başladı, neticesinde 15. dakikada maç 3-0 oldu. Tabi böyle olunca da maç içerisinde hakemin tavırları devam edince bir pozisyon oldu rakiple birbirimize sert girdik sonra ben rakibin üzerine gittim ama vurmadı o kendini yere attı atınca da hakem geldi bana direkt kırmızı kart gösterdi ama ben vurmadım. Sonra Hakan Tecimer’i attı daha sonrasında da Gerson’u attı ve sonucunda da biz hak etmediğimiz şekilde 7-1 yendildik.

İsmail Kartal bana göre sadece bir antrenör değil aynı zamanda da yarı teknik direktör gibi. Çoğu sorun Ersun Hoca’ya gelmeden sizin tarafınızdan çözülüyor ve Ersun Hoca’nın yükünü ciddi derecede hafifletiyorsunuz. Maçlarda da sürekli bir fikir alışverişi içerisindesiniz. Siz Sivasspor’u şampiyon yapmış da bir teknik direktörsünüz. Siz kendi konumunuzu takım içerisinde nasıl görüyorsunuz ?

Önemli bir yere temas ettiniz. Sonuçta ben bir teknik direktörüm. Pozisyonum Ersun Yanal’ın yardımcısı olarak belirli. Pozisyonum gereği yardımcı antrenörlük yapıyorum. Ama Ersun Yanal’ın, Fatih Terim’in diploması ne ise benim de diplomam aynı. Ben yıllarca futbol oynamamın bana verdiği avantajı kullanan bir insanım. Bank Asya liginde 6-7 kez teknik direktörlük yaptım. Kendi teknik direktörlük zamanımda antrenörümden ne isteyeceğimi biliyordum. Ama zaman zaman bu isteklerimi yerine getiremiyorlardı. Bundan dolayı bir teknik direktörün antrenöründen ne beklediğini iyi bilen bir insanım. Bununla beraber bu görevlerimi ben hocanın rahat çalışabilmesi için bir ekip olarak başarılı olunabilmesi için dersimi iyi çalıştım. Ersun Hoca döneminde de Aykut Hoca döneminde de bir sıkıntımız olmadı gayet ahenkli bir şekilde çalışmalarımızı yapıyoruz. Ersun Hoca bana sorular soruyor Ben de 4 yıldır bu takımda olduğum için oyuncuların özel hayatlarını dahi bildiğim için en objektif cesur olarak, en doğru şekilde Ersun Hoca’ya söylüyorum. Tabii pozitif bir dilde anlatıyorum, çünkü oyuncular bizim her şeyimiz, onlar bizim veli nimetimiz onlarla her şeyi paylaşacağız ki, onu da şu anda en iyi ben yapıyorum, çünkü futbolun içinden geldiğim için futbolcunun neleri düşündüğünü nelerle karşılaştığını antrenörlerin onlara karşı nasıl yaklaşmasını istediklerini bilen bir insanım. Oynayan oynamayan herkese karşı da hep eşit mesafede olmuşumdur. Hatta oynamayan oyuncular ile daha çok ilgilenirim. Karşılıklı samimiyetin önemine inanırım, eğer o samimiyeti sağlarsanız başarılar gelir ama bir ilgisizlik olursa samimiyeti sağlayamazsanız başarı kolay kolay gelmez. Ama ben burada olduğum sürece samimiyeti her zaman sağlayacağım, çünkü ben bunun için buradayım ben Fenerbahçeli’yim camiamızın içindeki insanlar da bu konuda bana çok güveniyorlar. Ben de Allah’ıma şükürler olsun, işimi en iyi şekilde yapmaya çalışıyorum.

Hocam sizin Fenerbahçe tarihinde 30 yıllık bir geçmişiniz var. Aykut Kocaman ile başlayan bir istikrar yakaladı Fenerbahçe. Aslında bu Fenerbahçe geleneklerine uymayan bir şey. Yani olumlu anlamda pozitif bir devrim oldu. Aykut Kocaman ayrıldı ama siz kaldınız ben sizin bu istikrar içerisinde önemli bir yapı olduğunuzu düşünüyorum. Şu an da Fenerbahçe bir Teknik Direktör değişikliğini hissetmediyse ben bunun sizin sayenizde olduğunu düşünüyorum. Siz bu konuda neler söyleyeceksiniz.

Biz Aykut Hoca ile bu sistemin altyapısını kurmuştuk. Antrenman verileri, Robotic Göz sistemi, koşu mesafeleri verileri bunların hepsinden yararlanıyorduk. Buna ek olarak biz geçen sene ve ondan önceki senelerde scoutlık da yapıyorduk. Mesela bizim takımımızın Avrupa Kupalarında seviyesi ne, ne olmalı biz bunları bir Avrupa Kupası maçı oynayacağımız zaman çok iyi bilebiliyorduk. Bunları başkanımız ve yöneticilerimize de sunumlar yaparak anlatıyorduk. Bu sunumlardan sonra başkanımızın bana karşı şöyle bir söylemi oldu; bundan sonra antrenör değişikliği olsa dahi bu ekip işini çok iyi yapabilen bir ekip, futbolcuların antrenman performansları, maç performanslarını çok iyi değerlendirebilen bir ekibimizin var olduğunu yönetimimiz biliyordu. Bunların başında da beni görüyorlardı. Sezon başında da Ersun Hoca da geldiği zaman benim görevim de futbolcularımızı maça hazırlamak, motive etmekten öte transferler ile ilgili takip edilen oyuncular ile ilgili buradaki oyuncu profilinin ne olması gerektiğini çok iyi bilen bir insanım. Bunları da başkanımızdan aktarıyorum. Dikkat ederseniz Aykut Hoca döneminden itibaren her sene 1-2 tane yaparak bugün Fenerbahçe kadrosunun ne durumda olduğu bir gerçek. Bizim seneye yabancı kontenjanının durumuna göre planlarımız da hazır. Bizim önümüzde şu anda bir 3 temmuz süreci var. Bir an önce bu sürecin bitmesini bekliyoruz. Kulübümüz başkanımız refaha kavuştuktan sonra gelecek ile takımın planlaması ile ilgili her şeyimiz hazır.

Şimdi kurumsal bir hafıza oluştu Fenerbahçe’de… Kim gelirse gelsin bu kurumsal hafıza hep var olacak sizinle. Keşke Aykut Kocaman’ın diğer ekibi de kalsaydı ama onlar yok. Bu süreci anlatır mısınız Ersun Yanal da kalmalarını istedi ama gittiler. Neden?

Aykut Kocaman ayrıldıktan sonra başkanımızla konuştuk. Sonrasında Aykut Kocaman ile konuştuk. Aykut Hoca bize ‘ İsmail ben ayrıldım ama sen ve Hasan’ın kalması lazım. Bu kadar emek verdik, yatırım yaptık, temel attık o yüzden özellikle senin kalman lazım. Gelecek antrenörün işini kolaylaştırman lazım ‘ dedi. Tamam dedik biz de başkanımıza anlattık, başkanımız da devam ediyorsun dedi. Ekip de sana bağlı, gelecek antrenöre oyuncularla ilgili işleyişle ilgili raporlarını sunarsın bu işi götürürsünüz dedi. Sonra ben başkana Alper Aşcıoğlu, Turgay, Barış bu ekibinde burada kalmasını devam etmesini istiyorum dedim. Başkan da tamam madem sen onlarla çalışmak istiyorsun onlar da çalışmak istiyorsa devam edebilirler dedi. Sonra biz çalışmalarımıza devam ettik 2 gün. Daha sonra o arkadaşlar görevlerini bıraktılar. Görevi bırakma sebepleri de şu : Aykut Hoca diyor ki ‘ Ben bir iş bulursam sizin oradan ayrılmanız Fenerbahçe için zor olur o yüzden kararınızı şimdi verin ileride hem benim için hem de kulüp için sıkıntı olmasın’ diyor haklı olarak. Çocuklar da Aykut Hoca’ya olan bağlılıklarından ötürü çalışmama kararı alıyorlar. Ondan sonra da biz Ersun Hoca ile konuştuk ne yapmamız gerektiği ile ilgili. Melih Şah vardı altyapıda operatör olarak analizler ile ilgili benim yetiştirdiğim birisi çok değerli bir çocuk. Ben Melih Şah’ı buraya getirdim. Ersun Hoca’da 2 tane yardımcısını getirdi o boşluğu öyle doldurduk şu anda da çalışmalarımız eskisi gibi devam ediyor.

Herkes merak ediyor. Kadlec, Holmen gibi oyuncular neden alındı ?

Holmen’i bonservisi elinde olmasından maliyeti sıfır maliyet olmasından Türkiye’yi iyi tanımasından takımı küme düşmesine rağmen en çok koşan oyuncu olmasından dolayı tercih ettik. Kadlec ise hem sol bek oynuyor hem stoper oynayabiliyor Bundesliga’da Bayer Leverkusen takımında oynayan, Çek Milli Takımı’nda oynayabilen, fizik gücü iyi oyuncu. Biz bu transfeleri geçtiğimiz yıl 64 maç oynadığımızı düşünerek yaptık. Bu oyuncular koşan oyuncular, takımı için oynayan mücadele eden oyuncular. Bu yüzden tercih ettik. Bugün yabancı sınırlaması olduğu için biz Kadlec’i oynatamıyoruz. Kadlec antrenmanlarda sanki her maçta oynuyormuş gibi çalışan, sorun çıkartmayan, çalışan bir oyuncu. Ama bugün onun yerine oynayan Egemen, Alves, Caner çok iyi oynadıkları için o da sırasını bekliyor. Şu anda da işler iyi gittiği için Ersun Hoca da değişikliğe gitmeyi düşünmüyor.

Peki şimdi ben merak ettiğim bir şeyi soracağım. Takım mesela 5’te toplanıyor ne yapıyorsunuz. Yani öncesinde mi bir toplantı oluyor nasıl oluyor?

Şimdi mesela 5’te toplanıyoruz. Mesela neden 5’te toplanıyoruz. Bilerek 5’te,  1 saat erken çağırıyoruz ki ayağında problem olan, vücudunun herhangi bir yerinde problem olan kendini doktora göstersin tedavilerini olsunlar ya da antrenmana çıkamayacak olan varsa bize rapor versinler biz de ona göre antrenman planlamasını yapalım. Bu birinci nedeni. İkincisi oynadığımız maçın analizini yapıyoruz. Hocaya sunuyoruz. Hangi bölge de neleri istedik neleri yaptık neleri yapamadık olumlu olumsuz her bireysele hem grup olarak Arge odamız var burada Arge’de bunu oyunculara aktarıyoruz.

Tamamen bilime dayalı bir çalışma var yani… Hemen haydi aslanım haydi oğlum yerine öncelikle taktiksel disipline dayalı, bilime dayalı çalışmalardan sonra ‘haydi çocuklar kazanmalıyız’ deniliyor… Böyle mi oluyor ?

Yani yani… Bunun yanın da haftalık antrenman çıktıkları alıyoruz. Bunu ligler ile karşılaştırıyoruz. En son oynadığımız maçlar ile karşılaştırıyoruz. Bireysel testler sonucunda bir oyuncunun antrenmanda ne kadar koşması gerektiğini, ne kadar koşmuş, koşmamış bununla ilgili bir antrenman çizelgemiz var bu da bize yol gösteriyor. Biz de ona göre maçlar da oyuncularımızın tercihlerini yapıyoruz. Sisli yollarda değil yani önümüzü net görerek gidiyoruz.

Bir de oyuncuların ruhsal tarafları var. Mesela x bir oyuncunun sorunu var. Bu gibi durumlar nasıl çözülüyor yani kaptan olarak önce Emre mi devreye giriyor yoksa İsmail Kartal mı yada Ersun Yanal ne zaman devreye giriyor ? Nasıl çözülüyor bu durumlar ?

Böyle bir durum var diyelim. X bir oyuncunun neden oynamadığı ile ilgili bir sorunu var diyelim . Bu durumda ben konuşurum. Oynamıyor demeyelim neden şans bulamadığı diyelim, bununla ilgili ben konuşurum. Onlara optimist bir şekilde dürüst olarak yaklaşırım. Onlar benim ne kadar samimi ve dürüst olduğumu biliyorlar. Onun için, bu şekilde bana inandıkları için bu iş bu kadar dengeli bir şekilde yürüyor. Objektif olmalısınız neden oynamadığını, şans bulamadığını söylemelisiniz ki o oyuncu bunu bilsin, belki az çalışıyor.

Taraftarlar arasında Baroni arasında bir eleştiri var. Herhalde antrenmanlarda çok iyi ki bu kadar şans buluyor ?

Baroni konusu şöyle; antrenmanlarda hep en iyisi olmasa da antrenman çizelgesine baktığınız zaman antrenmanı en az aksatan isim Baroni. Ama az çalışmış ama çok çalışmış ama antrenmanların hepsine çıkmış. Oyun içerisinde git gelleri var bazen maçı kopartabiliyor, bazen ise varlığı yokluğu belli değil. Ama Emre sakatlanmış, Salih sakatlanmış, Meireles sakatlanmış, Alper sakatlanmış, ama Baroni hiç sakatlanmamış. E oyunun da 2 yönünü oynayabilen oyuncuların başında da Baroni geliyor. E baktığınız zaman en istikrarlı oyuncu Baroni mecburen onu oynatmak zorundayız.

A2 ligi ile ilgili bir sorum olacak. Bunun yerine örneğin Trabzonspor’un pilot takımı var bunun gibi bir uygulama daha doğru olmaz mı ?

Çok doğru bir yere parmak bastınız. Başkan ile yaptığımız planlamalar doğrultusunda böyle bir şey var. 2 yıl önce böyle bir girişimimiz Kartalspor ile ilgili olmuştu ancak anlaşamadık. Kendi pilot takımızı oluşturma düşüncemiz var. Kendi oyuncularımızı orada yetiştirerek kendi içimizden bir antrenörü orada görevlendirerek, burada hep beraber antrenman yaparak Arge çalışmalarında beraber bulunarak onların da gelişimini sağlayacak çalışmalarımızı yapmamız gerekiyor. Ama önce bizim bu 3 Temmuz sürecinden kurtulmamız gerekiyor ki önümüzü görelim.

Hocam çok yararlı bir konuşma oldu. Bu işin mutfağını anlattınız. Bir sorum daha olacak taraftarlar da merak ediyor Salih ve Alper ne zaman dönecek ?

Salih en kısa zamanda oynayacak. Taraftarlar bunu merak etmesin. Alper de 2 haftaya aramıza dönecek onlar bizim geleceğimiz.

Peki hocam maçta Gökhan’ı izlerken hiç gayri ihtiyari ben olsam şunu yapardım dediğiniz durumlar oluyor mu? 2. bir soru da Fenerbahçe kulübünün Aziz Yıldırım ile geldiği yapısal konum ileride Bayern Münih gibi İsmail Kartal’ı, Aykut Kocaman’ı Fenerbahçe Kulübü başkanı görebilecek duruma geliyor. Sizin böyle bir düşünceniz var mı ilerisi için ?

Bunlar iç temenniler. Fenerbahçe için ne benim ne de Aykut Kocaman’ın böyle bir düşüncesinin şimdi olduğunu sanmıyorum. Başkanımız yöneticilerimiz onlar da artık kurumsallaşmanın öneminin farkında. Fenerbahçe Kulübünün de geldiği konum ortada. Onlar sayesinde kulübümüz bu günlere geldi . Biz sahanın içinde kalalım işin bu tarafında kalıp hizmet etmenin yeterli olacağını düşünüyorum. Gökhan Gönül konusuna gelince ben de bek oynadım tabi bazen yaptığı şeyleri kendimle kıyasladığım zaman ona müdahale ediyorum.

Hocam çok teşekkür ederiz bizi burada ağırladığınız için. Sizin ve sizin gibi kişilerin daha çok konuşması, anlatması gerektiğini düşünüyorum.

 

Ben Fenerbahçeliyim, hayatımı Fenerbahçeye adadım. Hayatım boyunca da aklımın yettiğince sağlığım el verdiği sürece Fenerbahçe için çalışacağıma da söz veriyorum. Bunu da Fenerbahçe taraftarlarının bilmesini istiyorum ben Fenerbahçe’yi çok seviyorum.

Kategoriler
Popüler Konular
turk porno ankara escort antalya escort ankara escort antalya escort antalya escort izmir escort konya escort gaziantep escort izmit escort