Faik Işık: Fenerbahçe’ye kumpası Ergenekon’u yapanlar kurdu

Faik Işık: Fenerbahçe’ye kumpası Ergenekon’u yapanlar kurdu

Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım’ın avukatı Faik Işık ile Aydınlık gazetesine röportaj verdi.

Söyleşimizin birinci bölümünde emniyet ve yargı içindeki çetenin Ergenekon, Balyoz gibi davalarla ülkeyi ele geçirmeye çalıştığını anlatan Işık, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu’nun “yeniden yargılama” formülünün derhal uygulanması gerektiğini savundu.

Eski müvekkili Erdoğan ve birçok bakanla yıllarca birlikte çalışmış olan Avukat Işık, söyleşinin bu bölümünde futbola yapılan tertibi anlatıyor. Savcı Zekeriya Öz’ün kendisine soruşturma başlattığını ilk kez açıklayan Işık, “Fenerbahçe’ye tertibi yapanlar, Ergenekon ve Balyoz tertibini hazırlayanlardır” diyor. “Fenerbahçe’yi Avrupa’ya şikâyet eden bu ekip” ifadesini kullanan Işık, “Fenerbahçe Başkanı yargılandıysa, Cemaat’in başı da yargılanmalı” vurgusu yapıyor.

– Şike davası… Fenerbahçe için çok mücadele ettiniz. Birçok Fenerbahçe taraftarı sizlerin bu savcılara karşı dik durduğunuzu söyledi. Peki, söz ettiğiniz ekip tarafından suçlandınız mı?

Evet. Bir gün sabaha karşı evimi 10 adam bastı. Polis evin her tarafını aradı. Masanın üzerinde ruhsatlı silahım vardı, “Onu da kontrol edelim” dedi. Bir gün de, İnönü yokuşundan stadın (Beşiktaş İnönü) oraya inerken bir sivil, bir trafik ve bir de toplum polisi aracı ters yönden gelerek üç taraftan çevirdiler. 20 dakika sövdüler. Yanımda çaycım vardı, “Abi aşağıya inme. Sana bir şey yaparlar” dedi, inmedim. Zekeriya Öz, bana örgüt kurmaktan dolayı dosya açtı. 7-8 ay soruşturma yürüdü.

– Neden soruşturma başlatıldı?
Ona (Zekeriya Öz) göre bir çeşit avukat örgütü kurmuşum.

– Şike dosyası da tıpkı Ergenekon ve Balyoz davaları gibi mi?
51 yaşına gelmiş bir adamım. Bu ülkede 12 Eylül dışında gerçekçi bir darbeyi asla görmüyorum. Tüm davalar Fenerbahçe dosyasındaki gibi. Önce bir kozmik oda yapıyorsunuz. Federasyonun içinde kuruyorsunuz. UEFA’dan adamları çağırıyorsunuz. Fransızca konuşan iki Türkiye Futbol Federasyon yetkilisi de “Bak bu belge böyle, bu belge şöyle” diye bunları tercüme ediyor. Adamlar bir bakıyor ki soruşturmayı yürüten savcı bunlarla görüşüyor ve UEFA’nın kafasında bir görüş oluşturuyorlar.

Aynı ekip işbaşında

– Yani Fenerbahçe’yi Avrupa’ya şikâyet eden ve yanlış bilgiler verdiğini söylediğiniz kişiler Türkiye’deki bir ekip midir?

Kesinlikle.

– Söz ettiğiniz kişiler aynı ekipten mi?
Tabii ki… Bu dosyayı oluşturup, savunma hakkı olmaksızın UEFA’nın kafasına bunları sokan onlardır. Bunların içerisinde kaç Trabzonlu var? Bakın, içlerinde kaç Franco var? Ayrıca soruyorum: Kupa isteyen bir takımın hangi antrenörü, hangi sporculara, nasıl konuşmuştur?

‘Yıldırım yargılanıyorsa, Cemaat’in başı da yargılanmalı’
– Trabzonspor başkanlık seçimleri oldu. Sayın İbrahim Hacıosmanoğlu başkanlığa seçildi ve Başbakan’dan kendisine tebrik mesajı geldi. Fenerbahçe başkanlık seçimlerini ise Sayın Aziz Yıldırım kazandı. Seçim sonrası Başbakan, Yıldırım’ın projeleri için, “Bu kadar borçla mı bu işleri yapacaksın, bu izni sana kim verecek? Bakanlıktan izin aldın mı?” diye sordu. Tebrik etmedi. Bu sözler ne anlatıyor? Ayrıca Yıldırım’ın başkanlık için yarıştığı Sayın Mehmet Ali Aydınlar ve ekibi için ne düşünüyorsunuz? Aydınlar ve ekibinin 3 Temmuz sürecindeki tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Mehmet Ali Aydınlar, Fenerbahçe’ye haksızca bindirilen bir dönem içerisinde, kendisine sunulan  tezgâhtan, yani korku radrasyonundan, dalga dalga yürüyen eylemlerden etkilenmiş… Bu açık. “Nasıl olsa bu Fenerbahçe bitecek, nasılsa bu Yargıtay bu Aziz Yıldırım’ı bitirecek” dedi. İddialaşmalar söz konusu oldu. Kişisel meseleye dönüştü. Bu, Fenerbahçe’nin kendi içerisindeki seçimiydi. Soruyorlarsa eğer söyleyeyim; Türkiyenin en büyük cemaati Fenerbahçe cemaatidir. Eğer Cemaat bir sivil toplum kuruluşuysa, eğer sayısal olarak üstünlüğe göre yargıda adam belirlenecek, kararları, sözleri eğer kanun olacaksa “Fenerbahçe Sivil Toplum Kuruluşu”nun sözlerine dikkat edilmesi gerekir. Eğer “Fenerbahçe Cemaati” Başkanı yargılanabiliyorsa, başka Cemaat’in başkanları da yargılanabilir.

‘Haziran Direnişi bu yargılamalara tepkiydi’
– Fenerbahçe taraftarının AKP ve Cemaat’e tepkisi çok arttı. 3 Temmuz’dan sonra taraftarın tavrı ve Haziran’da tüm Türkiye’ye yayılan eylemlere gelirsek…

Eylemlerde hukuk sistemine, yaşayış biçimine, muhalefet alanına ve iktidarın yaptıklarını beğenmeme durumu vardı. Ben bu kısımların yanındaydım. Bu işleri eğer benim partim yapıyor ise beni protesto ediyorsa da ben orda olup bunu görmeliyim. O sahada biz olabilmeliydik. “Bu insanlar ne diyor”, “Neden bizi haksızlıkla suçluyor”, “Biz bu insanları yatıştırabiliriz”, “Beklentilerini nasıl karşılarız” diyebilmeliydik. Şiddetin dili dolayısıyla ortaya çıkan başka bir korku oldu. Bu korkular sebebiyle oradaki pek çok demokratik ve sivil talep görünmez oldu. Oysa ki o taleplerin içerisinde bu yargılamalar (Ergenekon, Balyoz, Şike… vb.) vardı.

– Şiddet derken?
Burada bu hikâyenin içerisine kendi hikâyesini karıştırmak isteyenler de oldu. Birtakım Odalar da kendi taleplerini getirdiler. Haksız bir şekilde o gençlerin güzel eyleminin içerisine koydular. O eylemleri onlar başlatmadı, başlatamazlardı. Türkiye Gençlik Birliği ve benzeri gençlik grupları başlattı bu eylemi. O gençlerin sırtına bindiler. Bu gençlerin talepleri bu yargılamalara ilişkindi.

– Peki şu an… Fenerbahçe, Beşiktaş, Göztepe, Karşıyaka ve Fethiyespor tribünlerinden büyük bir ses yükseliyor. Statlarda “Her yer rüşvet, her yolsuzluk”, “Mustafa Kemal’in askerleriyiz”, “Hükümet istifa” sloganları yankılanıyor. Cemaat’e de büyük tepki var. Bunlar artacak gibi görünüyor.

Burada bir şeye dikkat etmek gerekir. Bu hükümetin yaptığı yanlışlar varsa, hesap vermesi gereken konularda siyaseten ve hukuken de vermesi gerekiyorsa bunun hesabını alabiliriz. Ama hesap vermeyecek ve tüm ülkeyi teslim alacak başka bir yapı varsa ve bu yapı bugüne kadar bu ülkenin askeriyesini, düşünürlerini, muhalefet edenleri, suça karışmamış, adam öldürmemiş, banka soymamış, kimseyi gasp etmemiş, kimsenin ırzına girmemiş insanlarını içeride tutuyorsa bu yapıyı  öncelik olarak almalılar. Yoksa vallaha “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” yerine bu memlekette “Hocaefendi’nin şakirtleriyiz” diye bu statlarda bağırırlar. Önce bu kısım temizleyelim. Şu özel yetkiyi, olağanüstü hali kaldıralım.

‘Haksızlıklarda payı olan kişilere ısrarlı takip sürecek’

– Fenerbahçe Avrupa kupalarına ne zaman gidebilecek? 
İnönü’nün bir sözü vardır: “Yeni bir dünya kurulur ve Türkiye orada yerini alır”. Fenerbahçesiz bir Türkiye ligi, Türkiyesiz bir Avrupa ligi oldukça yavan kalır. Fenerbahçe’nin ceza almasına sebep olanlar sözüm ona gizli soruşturma yapıyoruz diye medyaya uydur kaydır her şeyi dökerek kahraman dini bütün polis ve yargı mensupları ile 3 Temmuz’a kadar bir türlü ifade edemedikleri ezikliklerinin intikamlarını almaya çalışanların işbirlikleridir. Fenerbahçe içinden bile operasyona sevinen ve hatta destek olanlar oldu. Zaten bunlar dayanamadı ekranlara, gazete sayfalarına döküldü. Herkes o yüzleriyle de tanıdı. Beni üye zanneden birkaç kişi kulübe koşup, disiplin kurulunda cezalandırılmamı istedi. Çok güldüm. Çünkü ben icazetle izinle taraf tutmam. Sokaklara dökülebilen, cop ve gaz yiyebilen, adliyeleri dolduran, Metris’te bekleyen taraftarlar “büyük Fenerbahçe sivil toplum örgütü” üyeleridir. Onlara kongre üyeliği gerekmez. Aziz Başkan’ın deyimiyle Fenerbahçe bir “gönüllüler ordusudur”. O yüzden Arıboğan’mış, Helvacı’ymış; kozmik odalarda Infantino’larla fanfonfino yüklemeler yapılmış;

Fenerbahçelilere fark etmez. Yanlış yapanları ısrarlı takip sürecektir. O süreçteki haksızlıklarda payı olup da bugün yerini koruyabilen sadece birkaç kişi kaldı. Başkalarını linç kampanyaları ile rezil etmeye kalkanları “Fener Hizmet Hareketi” gayet iyi biliyor. 1907’de kurulmuş 20 milyonluk bir topluluğa “haysiyet hollokostu (Büyük felaket)” uygulandı. Kamu güç ve yetkisini adil olmayan şekilde kullananların sahte heybetine güvenerek kinlerini dökenler, bugün çırılçıplak kaldılar. Ama Fenerbahçe yargıda, poliste, HSYK’da örgütlenmeye kalkmadı. Fenerbahçeliler isterse, UEFA düzeninin bozukluğundan sıkılmış en iddialı takımlarla birlikte yeni bir Avrupa Ligi bile kurar.

‘Polis ve savcı hatır şikelerini, dopingleri görmüyor’
– Emniyet ve yargı “temiz futbol” için gerekli çalışmaları yapıyor mu? Yoksa çete futbolun direkt içinde mi?
Futbolun içinde çok tuhaf paydaşlar var. Oyuncu-menajer yakınlığıyla kulüplerden alınan komisyonlar, spor yazarları ve yöneticilerin yaptıkları, hakem camiasındaki faciaların şiddeti artırması… Taraftar liderliğine soyunanların bazılarının, kulüplerinin arma ve renkleriyle ürettikleri fason ürünlerden geçinmekte olması… Geçinmek ne kelime, resmen haksız zenginleşmesi… Bir taraftar liderinin 3 atölyesi olduğu söyleniyor. Bazı spor federasyonlarının devletten aldıkları kaynakların hesabının nasıl yapıldığını soran yok. Bunları araştıran polis ve savcı ise yok. Milli sporcularda dopingciler çıkıyor. 6222 sayılı Kanun veya başkaca bir düzenleme; bunlara ne hapis cezası, ne para cezası vermeli diyen var. Hatır şikeleri havada yüzüyor, konuşmalar internetlerde; acar ve kahraman polis ve savcılar, hiçbirini izlemeye değer bulmaz. Varsa yoksa Fenerbahçe. Eski hikâyelerde bazı devlet erkânının kimin şampiyonluğuna katkısı olduğu söylenir de hesabı sorulmaz.

 

Kaynak:Aydınlıkgazetesi

Kategoriler
Popüler Konular
turk porno ankara escort antalya escort ankara escort antalya escort antalya escort izmir escort konya escort gaziantep escort izmit escort