Efsane’nin efsanesi!

Efsane’nin efsanesi!

fft104mm21883491 260x146 Efsanenin efsanesi!Tiyatro efsanesi. Örnek sanatçı. Örnek insan. Peki, onun idolü kimdi? Kimi örnek almıştı? “Sene 1951, şimdiki Cemal Reşit Rey Salonu’nun bulunduğu arsada futbol oynardık. Fenerbahçe’den genç yetenekleri takip eden iki görevli geldi, bana ve iki arkadaşıma, ‘Fenerbahçe Genç Takımı’nda oynamak ister misiniz’ diye sordular. 

Doğuştan Fenerliyim. Havalara uçtum tabii… Bir yandan İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne devam ediyorum, bir yandan futbol oynuyorum, biryandan da okulun tiyatro bölümündeyim. Tiyatro hocamız Avni Dilligil, bana bir oyunda rol verdi, Dünya Üniversitelerarası TiyatroFestivali’ne katılacağımızı, Almanya’ya gideceğimizi söyledi. Hemen akabinde, bir müjdeli haber daha aldım, Fenerbahçe’nin A Takımı’na çağırıldım. Teknik direktör Szekelly’di. Kapısını çaldım, festivale gideceğimizi anlattım, idmanlar başlamadan önce ‘bana sadece bir ay izin verir misiniz’ diye sordum. Çok sinirlendi… Kırık Türkçesiyle, ‘ya teatro ya futbol, gidersen bir daha gelme’ dedi. Festivale gittim, döndüğümde Genç Takım’a bile dönemedim… A Takım’da oynama şerefine erişemedim ama, Fenerbahçe Genç Takımı’nda giydiğim forma, hayatımın en büyük onuru oldu. “

Ya idol?  “O zamanlar futbolda WM denilen bir İngiliz sistemi vardı. Beş forvetle oynanırdı. Bugünkü orta sahayı dört kişi olarak
düşün, ileri geri, onlardan dört numara benim mevkiimdi. A Takım’da o mevkide forma giyen Selahattin Torkal’dı. Tiyatro hayatımda hiçbir zaman idolüm olmadı ama, futbolda idolüm Selahattin Torkal’dı. Hep onu takip ederdim. Selahattin, Lefter, Basri, bize ağabeylik yaptılar. “

Değerli ağabeyim Metin Serezli, geçen sene Fenerbahçe dergisine verdiği röportajda anlatmıştı bunları… Fanatik derecede Fenerli olduğunu elbette biliyordum ama, bir tiyatro efsanesinin, bir başka tiyatro efsanesini örnek almak yerine, bir futbolcuyu örnek alabileceği, doğrusu hiç aklıma gelmezdi.

(Selahattin Torkal, 1925’te İstanbul’da doğmuş, futbola Ankara’da başlamış, Fenerbahçe formasıyla 208 maça çıkmış, A Milli Takım’da yer almış bir büyük virtüöz… Futbolun yanı sıra, jimnastik ve atletizmde şampiyonlukları olan, komple sporcu… Dönemin en etkin spor sayfalarına sahip Milliyet ve Tercüman gazeteleri tarafından, vatandaş anketiyle yapılan seçim sonucu, Turgay Şeren, Hakkı Yeten, Metin Oktay, Lefter Küçükandonyadis’le birlikte, gelmiş geçmiş en önemli 11’de sayılan… 2010’da vefat eden büyük yıldız.)

Tesadüf, tam bu derginin yayınlandığı tarihlerde… İsim Şehir Hayvan isimli kitabım, Tiyatro İstanbul tarafından sahneye aktarılıyordu ve yönetmeni de Metin Serezli… Haliyle, provalar için sık sık biraraya geliyoruz ve laf dönüp dolaşıp, illa ki futbola geliyordu. Eğer o gün, Fenerbahçe’nin maçı varsa, provalar makul bir saatte sona erdiriliyordu; çünkü, dünya bile yansa, gidip maçı seyrediyordu!

Sanatçı kişiliğini elbette yazmama gerek yok, dünya biliyor… Sporcu kişiliği de, gerçekten etkileyiciydi. Sadece, futbol oynamasından, teniste kupa kazanacak seviyede başarılı olmasından, kayak yapmasından bahsetmiyorum. Spor kültürü,  entelektüel seviyedeydi. Mesela, bir gün Göztepe’nin tarihinden söz açıldı… Doğma büyüme Göztepeliyim, İzmirli gazeteciyim, İzmir kulüplerini bu kadar yakından tanıyan, sosyolojik açıdan böylesine doğru analiz edebilen birini, inanın çok az gördüm. Basketbol, voleybol, atletizm, iddia ediyorum; spor yazarlarından daha iyi takip ediyordu.

Peki, tribün terörü? Rahmetlinin sözlerini… Bir büyük sanatçının, bir büyük sporcunun, bir büyük sporseverin, bir büyük centilmenin nasihatı olarak, hepimize örnek olması dileğiyle aktarıyorum: “İstisnasız, ülkemizdeki bütün kulüplerin taraftarlarına  sitem ediyorum, taraftarın saygısız olmasını kabul edemiyorum.”

 

 

Kaynak:Fanatik-Yılmaz Özdil

 

Kategoriler
Popüler Konular
turk porno ankara escort antalya escort afyon escort elazig escort canakkale escort izmir escort konya escort gaziantep escort izmit escort